29 01 2013

Pusetle ilgili tavsiyeler

Bence günümüz insanının en çok zorlandığı konu bu kadar çok çeşitli bilgiye bu kadar kolay ulaşmanın getirdiği kayboluş. Elimizin altında bugüne kadar dünyada kaydedilmiş tüm şarkılar var,  bunlara ulaşmamız çok kolay ama hangi şarkıyı dinleyeceğimizi biri bize söylesin istiyoruz. Çünkü aslında çok bilgi, yok bilgi...:) Pusetle ilgili arayışımı ve bunalımımı anlatmıştım. Sonunda okuya okuya çeşitli çok değerli kaynak buldum. işte bazıları: http://enhafifi.com/evde-en-hafifler/iste-hayatimi-kurtaran-puset/ http://blogcuanne.com/2011/08/26/puset-alirken-dikkat-edilmesi-gerekenler/ http://rahatanne.com/?p=375 http://sanslianne.blogspot.com/2012/03/hafif-baston-puset-almayi.html http://meraklicuce.annemingunlugu.com/tag/puset-tavsiyesi/     Devamı

17 01 2013

Puset arayışı ve bunalışı...

  Pusetimizden hiç memnun değiliz. Tekrar almak istiyorum ama bu iş herhalde bebek alışverişinin en zor kısmı. Hafif olacak, kullanımı kolay olacak, dengeli olacak, iyi malzemeden yapılmış olacak, tutma yerleri yükselip alçalabilir olacak, kumaşı yıkanabilir, terletmeyen, anti-alerjik olacak, 1-2 kademe yatabilir olacak,  oturağı rahat olacak, açılıp kapanması mümkünze tek elle yapılabilir olacak, katlandığında araba bagajına sığabilir olacak,  parke taşlı yolda kolay giden olacak vs vs... Kriterim çok fazla ama açıkcası bu işe ayırabileceğim bütçede çok fazla değil. Acaba ikinci el alsam mı diye de düşünüyorum ama ilk pusetimiz de yaşadığımız hayal kırıklığını bir daha yaşamak istemem. Offf bilemedim valla. İnternette bu konuda o kadar çok yazı, tavsiye var ki onları okuyunca daha da bir kafa karışıyor. Birilileri tavsiye etse bir şeyleri de hemen gidip alsam... Devamı

25 12 2012

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

Devamı

25 12 2012

İşte herşeyin başladığı an...

İşte herşeyin başladığı an... |  görsel 1

Fotoğraflara bakıyordum geçen gün, kızımın tüm fotoğraflarına... Bunu görünce gerçekten çok önemli bir an olduğunu anladım. Bunun tekrarı yok. Hayatta pek çok şeyi bir şekilde tekrar yaşayabiliriz. Sevgilimizle o güzel restorana tekrar gidebiliriz, tekrar evlenebiliriz, başka başka okullardan mezun olabiliriz ama bu çok da garip bir şekilde tekrarı olmayan birşey. Doğumla başlayıp ölümle biten hayat denir ya. İşte fotoğrafı burada. Bence ne olursa olsun bu anı kaydetmeye çalışın, ya profesyonel fotoğrafçı aracılığıyla yada bir şekilde kendi imkanlarınızla. Bu kadar artistik yada bu kadar başından olmasa da o günü muhakka belgeleyin. Benden size tavsiye... Devamı

12 12 2012

Babaannem derdi ki

  Çok tonton, tatlı bir babannem vardı. 10 yıl önce kaybettik kendisini.  Her zaman kendine sevgi, ilig ve çok özen gösteren bir kadındı.  Oturmasına,  kalkmasına, cildine, giydiğine saçına, başına, konuşmasına...   "Yavrum siz siz olun sakin nemlendirici sürmeyi yüzünüze ihmal etmeyin" derdi.  Nemlendiriciden kastı da eski bir marka krem. "Ama gözünüzün çevresine sürmeyin."  Göz çevresinin ayrı bakımı olduğunu bilirdi. Dün morluklarla savaşken tonton babannemii düşündüm. 5 çocuk doğurmuş, 1’i ölmüş, kalan dördünü büyütmüş şahane bir kişilik.   Komik olan şu benim yaşımda çoktan tüm çocuklarını doğurmuş, büyütmeye başlamıştı ve hatta bir tanesinin acısını görmüştü bile. Hem de çamaşır,  bulaşık yada ekmek yapma makinesi olmadan, atılabilir bebek bezi yada alt açma örtüsü olmadan.   Bembeyaz tenli, çok güzel bir kadındı. Kibar, saygılı, neşeli ve olumlu. Benimde günün birinde torunum olursa, beni onu hatırladığım gibi hatırlamasını isterim…   Rahat uyu babanneciğim, bak ben de anne oldum… Devamı

06 12 2012

Uyku biraz uyku bütün istediğim bu...

  Depremde uyanmayacak kadar ağır bir uykum var. Bu kızım ve özellikle de babası için zor bir durumJ Kızım her hık dediğinde baba uyanıyor ama ben ancak minik kuşum çığlıklar atmaya başlayınca uyanabiliyorum.  Aslında tam da uyanıyor sayılmam,  yarı bilinçsiz, yarı bilinçli bir hal...Çoğu insana göre çok düşkünüm uykuya.  Kızım ilk başlarda daha az uyanıyordu, bende ne sevinmiştim, ne şanslıyım diye. Bu aralar ise her saat başı uyanıyor. İşe giden annelerin bebekleri daha çok uyanıyormuş hem de. Yapacak bir şey yok dayanıyorum bir şekilde fakat sabah uyandığımda göz altındaki morluklar, mor ineğin mor beneklerinde de mor. Var mı buna bir çözüm bulan?   Devamı

27 11 2012

Annelik söylevi...

  Anne olmanın ne kadar da olağanüstü bir duygu olduğundan bahsetmeyeceğim. Nasılsa hem fikiriz değil mi? Bir zamanlar küçük bir köpek yavrusunu  sevmiştim. Onu sevmek de olağanüstüydü. Bu cümleden "annelik" geyiğine nasıl yaklaştığımı siz anladınız sanırım !!!! Abartmayalım bayanlar, abartmayalım. Tamam çok hoş bir duygu, çok başka, çok şöyle ve çok böyle ama içinizdeki şimdi var ama önceden yok muydu? Sevgi kalıba sokulabilir mi? Sevmek güzel diyelim, anneliği övmek yerine...   Devamı

22 11 2012

Annem dedi ki...

Geçen gün sevgili annem dedi ki "Artık anne oldun, giydiklerine dikkat et."  Annem benimle yaşıtken 2 kızı vardı. Biri 7 diğeri 4 yaşında. Hep kibar ve derli toplu giyinirmiş. Hep döpiyes  takımlar,  bir ciddi bir ciddi (hala da öyle ...) Bense minicik kot eteğin altına tayt, onun da altına converseler. Makyaj dersen emo ergenlerden bir parça daha normal. Şimdi böyle görünce annem beni "ee anne de oldu ya"diye düşünüp,  herhalde bir kalıba koymak istiyor. Eskiden küçük kızıydım, şimdi torun var ortada, anneanne oldu, nerelere koyacağını bilemiyor beni.. Anenm şoka girmesin diye her zamanki halimle karşı çıkıyorum. "Ne aalaakası var anneee yaaa...." Her ne kadar 28 yaşımda olsam da, anne olana kadar hala ergenliğimi tamamlayamamış olduğumu yeni yeni yeni fark ediyorum.  Genç kız ortak noktaları:  dik başlılık,  anne-baba, aile ve hatta sülale ile bir arada olmama çabası, kendinden yaşlıları beğenmeme, onların dünyasını küçük görme, ufak yalanlar vs vs. İşte bu anne olamadan önceki ben..Aslında arada sırada hala kayıyorum o tarafa ama daha yetişkinim galiba. Ama kıyafetlerimi, makyajımı, tarzımı değiştirecek kadar değil :)  ... Devamı

21 11 2012

Annelik yolculuğu

  Annelik bir yolculuksa...   28 yaşından anne oldum. Sanki biraz geç tabi. Ama sanırım gezmekten tozmaktan vakit bulamadım.  Neruda demiş ki:   "yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler, yavaş yavaş ölürler okumayanlar, müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörmeyi barındırmayanlar"   "Aman" dedim "çabuk çabuk yaşayayım". Kendimden memnun çok gezip tozdum.  Şimdi bakıyorum da annelik de çok planlamadan yapılan bir yolculuk gibi. Kitaplara ne kadar bakarsanız bakın, sokaklarda kaybolup, kendi kendinize şehir keşfetmek daha güzel.  Fakat yorucu, fiziksel olarak yıpratıcı. Yürü yürü bir türlü güzel bir cafe bulamama hali.   Yani bel ağrısı, fazla kilolar, püsküle dönmüş saçlar, geceleri uykusuz kalmış gözlerin altında oluşan torbalar...   Ama şehrin sokaklarında kaybolmak ne zevklidir...Gezginler bilir.. Devamı

20 11 2012

Blog yazmak peki ama neden?

Artık gerçek hayata dönmeliyim değil mi? Kızım Bahar 3 Haziran doğumlu. Parmak hesabı sayıyorum veee aman Allahım 17 ayını doldurmuş bile. Nasıl geçtiğini anlamadığım bir on yedi  ay. Sanki üzerimde bir  perde vardı ve ancak yeni yeni aralandı gibime geliyor...  Ben herzaman neşenin ve mutluluğun bulaşıcı olduğuna inanmışımdır. Kızıma hayat enerjimin, neşemin, pozitif duygularımın bulaştığınına inanıyorum. Anne mutlu ve neşeli ise bebekte neşeli ve mutlu oluyor.  Eee  perdem de aralanıyorsa usul usul nedir beni mutlu eden şeyler? Buaralar bunu sık sık düşünür oldum ve bu günlüğü de bu yüzden tutmaya karar verdim. Evet yazmak beni, kızımı, bizi mutlu ediyor... Devamı